Yeni bi yazar buldum kendime. Aslında blog sayesinde mailleştiğim bi okurum sayesinde buldum. Malum fazla kör ve sağırım. Bende okurumun tavsiyesi üzerine S.S. Atıcının facebook sayfasını beğendim yayınladığı kitapların pdf halini indirdim. Ve aradan ne yazı ki baya bi zaman geçtikten sonra hatırladım ve  Kimliksiz`le olaya daldım.


       Yazarın henüz üç kitabını okudum ki yazarın bildiğim kadarıyla basılmış kitabı henüz yok. Ama yayınevleri çok şey kaçırıyorlar bence. Yazar hakkında çok şey bildiğimi de idda edemem çünkü kitaplarını okuduktan sonra araştırma fırsatım olmadı. Ama sayfasındaki yorumlarına falan baktım biraz ve bence çok şeker ve sıcak kanlı. Kişilik analizini bi kenara bırakırsam kalemi gerçekten iyi. Ben kitapları hızlı tükettiğimden internetten hikaye takip etmeyi hiç mi hiç sevmem. Bitmiş olsun isterim ama yazar gerçekten uzun bölümler yayınlıyor ve beklemeye değer görüyor insan. Kimliksiz ve Gitme`den sonra seri devamı gibi Ali karakterinin kitabı geliyormuş. Onu toplu okumayı garanti bekleyemem.


      Kimliksiz`i okumaya başlayınca bi kaleme alışma evrem oldu ve sonra bi baktım elimden düşüremiyorum. Ben böyle bi karakter görmedim. Deryal cidden sorunlu bi tip. Geçmişi zaten fenalarda. Bide yaşadıkları aslında İstanbul gibi bi şehirde her ana yaşanan bizlerin evlerimize git gel, okullarımıza git gel yaparken umursamadığımız, görmek istemediğimiz ve görmemezlikten geldiğimiz durumlardan ibaret. Burcu karakteri ise bambaşka. Güçlü, inatçı, fedakar… Ki kitap sadece bu iki muhteşem karakterle yetinmemiş ve bizlere Adem ile Şirini`de vermiş. Sürekli biririyle didişen karakterler resmen kahkaha sebebiydi. 

       Kimliksiz`in Deryal`ını ballandıra ballandıra anlatmaya dönersem eğer adam kelimenin tam anlamıyla takıntılı bi tip. Beyni senden benden farklı çalışıyor. Ama bi şeye bağlandığı zaman ondan sonuna kadar vazgeçmiyor ve koruyor. Kendine dair hiç bir şeyi umursamadan. Karşısına çıkan Burcu ise onun için bi yenilik. Çünkü ona aşık oluyor. Hem de ne aşk… Burcu`yu kendine hiç kimseyi yaklaştırmadığı kadar yaklaştırıyor, geçmişini onun gidebileceğini bile bile önüne seriyor. Ona o kadar aşık ki o takıntılı saplantılı haline rağmen Burcu`yu özgür bırakmaya bile razı. Onu görünce tüm şefkat, sevgi ve kıskançlık vücudunda bir arada dolanıyor. Tabi bu adam melekte değil. Kızdığı zaman Burcu`suna aşık adamın yerinde yeller esiyor ve herkese hayatı zindan edebiliyor.


        İkinci olarak Halden Gerçeğe kitabını okudum. Pelin karakteri babasından dolayı çok çekmiş 19 yaşında bi dans hocası. Evren`se 32 yaşında ve aşık olduğu kadın onu terk ettikten sonra ağır bi depresyon ve dağıtma dönemi yaşayan bi adam. Garip bi şekilde başlayan ilişkileri Pelin`in içinde bulunduğu zor durumla birlikte ateş alıyor. Ama Evren`in bağlanıp terk edilme korkularını yenmek Peline kalıyor. Hikaye kesinlikle güzeldi ki yan karakterlerle daha da güzelleşmiş. Kitaba dair sevmediğim şey sonu. Yani tam son bölümü değil. Orası en güzel yerlerden biriydi. Ama şu son sözden önceki olayların çözülme evresi var ya ben orayı nedense çok saçma buldum. Onun dışındaysa kesinlikle müthişti.


      Gel gelelim ne yazsa okurum dediğim evreye. Gitme… Deryal ve Burcu`nun oğulları Tunç Mirza`nı ve hayatına bi gecede girip bi anda değiştiren Hayat`ı anlatıyor. Ahhh bundan sonrası derin iç çekmeler, kıskanmalar, niye Hayat ben değil diye yakınmalar. Mirza`na bayıldım öldüm. Babasının oğlu dediğimiz şey var ya o Deryal ile Mirza için denmiş olmalı. Gerçi boynuz kulağı geçer derler ya o da Mirza için bence çok uygun.  Çapkın hayta falan ama o da babası gibi sevmeyi çok iyi biliyor. Hayat`la geçirdiği bi gecenin ardından sabahı onun için başladığı gibi güzel bitmiyor. Kızın ailesine basılmalar zorla evlendirmeler ve sonunda kızla aynı eve tıkılma. Ama Mirza zorla evlendirilip bide Hayat`ın oyununa geldiğini düşündüğü için saksı hayatın kafasında kırılıyor. Kıza etmediğini bırakmıyor ve siz o satırları okurken bi yandan kızıp bi yandan ama bilmiyor ki diye Mirza`na savunma hazırlıyorsunuz. Hayat`sa yavrum direniyor direniyor direniyor. Yapayalnız kalıyor ama güçlü durmasını da biliyor. En başından beri sevdiği adamın yaptığı her şeye katlanıp sevgisinin yerini nefretin almasını bekliyor.


     Daha fazla yazıp ne oluyor ne bitiyor anlatmak isterdim ama malum herkes okumadan neler olduğunu öğrenmek istemez. Üç kitabını okudum ve açıkçası fena halde bağlandım. Kitap kapakları fantastik şeyler olduğunu vaat eden kitapları da var ve en kısa sürede onları da tüketeceğime eminim. Bence hemen S.S. Atıcı ile tanışmalısınız çünkü her dakika çok şey kaybediyorsunuz.


Kaç insan kafasındaki pedalları çevirebiliyor ki....


        Okuma sebebim olan adam Franz Kafka. Ben küçükken kitap okumaktan gerçekten çok nefret ederdim. Annem tatillerde çocuk kitaplarını seri seri alıp bitirmemizi isterdi. İşin güzel tarafı bitirince bekleyen ödüldü. İstediğini seç alsın veya yapsın. Hangi çocuk buna hayır derki. İşte böyle ödüllü okumalardan sonra 13 yaşındayken Franz Kafka ile tanıştım.


      Bana okumayı sevdiren, okudukça iyi hissetmemi sağlayan yazardır. Şimdi iyi hissetmek ve Kafka komik gelebilir. Okumayanlar için söylüyorum Kafka ne acıklı hikayeler, nede size iyiyi mutlu olmak anlamında  hissettirecek türde şeyler yazmaz. Kafka size sizi ve toplumunuzu sunar. Acılarından beslenmiş;  toplumu, seni beni seyretmiş bi köşeye de notlarını almış gibidir. 


       
      Oscar adayları açıklandı malumunuz. Bende hemen bu yılın animasyonlarına baktım. benim favorim Feral ama ne olur bilmem. Gerçi Possession`u bi türlü bulup izleyemedim. karşınızda liste ve videolar. Sizlerin Favorilerini merak ediyorum...
En İyi Kısa Film (Animasyon)
Get a Horse! 
Feral 
Mr. Hublot 
Possessions 
Room on the Broom 

      Jonathan Rhys Meyers’a olan derin aşkım ve tutkumdan bahsetmiş miydim daha önce? Lise de ergenlik dönemimde millet oturmuş Yaprak Dökümü izlerken ben The Tudor izliyordum. Ve Jonathan Rhys Meyers’lada bu vesileyle anıştım. Tabi dizinin bide Henry Cavill gibi muhteşem artıları da boldu. Hele ilk sezon göz ziyafetiydi. Jonathan Rhys Meyers’ında dizi sayesinde resmen yaşlanma evrelerini izledik. Çünkü çok iyi bi makyaj ekibiyle izleyiciyi şaşırtıp acaba adam gerçekten yaşandı mı dedirtti.


          Biri bana haftaya altı adet sınavım olduğunu hatırlatabilir mi? Ben bu durumu tamamen göz ardı edip, dayanamayıp Kayıp Dük`ü okudum. Ama Julia Quinn`i o kadar özlemiştim ki kendimi tutmadım. Bridgerton serisinden sonra zaten büyük bi boşluk yaşamıştım. Yayınevi de ne yazık ki daha hızlı ve daha çok Julia kitabını servis etmiyor yemekte.


          Jack Audley eski asker yeni haydut… Grace Eversleigh ise son beş yılını dul Wyndham Düşesine refakat etmekle harcayan geçiren genç bir kız. Düşes ailesi öldükten sonra onu iğrenç kuzeninden kurtarmış. O gün bu gündür de Grace düşenin tüm huysuzluklarına, ağzından zehir akan kelimelerine katlanmak zorunda kalıyor. 


       Uzun zamandır kitaplar beni hayal kırıklığına uğratıp duruyordur. Yakındım yakındım durdum. Ama sonunda yeni bi yazar tanımakla kalmadım eğlenceli de bir kitap okudum. Evet sınav dönemine girdim ama tutamadım kendimi.  Kitaba bi bakayım dedim ama fark etmeden sabah olmuş.


      bayağı bi süredir Aşkın Büyüsü sepetimde duruyordu. Ama evde kimse olmadığından kitap siparişini ayda bi kez iş yerine yapmaya başlamıştım. Ama finaller kapımı tıklatınca hemen sipariş verdim. Ve sonunda bende okudum ve açıkça söylüyorum sevdim.