Briget Jones karakteriyle ilk olarak 10 11 yaşlarında Briget Jones`un Günlüğü adlı filmi izlediğimde karşılaştım. Taa o zamanlardan belliymiş tipik bi kız gibi romantik komedileri sevdiğim. Filmi bayıla bayıla izlediğimi hatırlıyorum. Zaten sonraki yıllarda da ve hala sağdan soldan duymak mümkün  ama o bi kez izlemenin üzerine tv de rastlayıp yarım yamalak izlemişliğim de olmasına rağmen, filmi andıkça hatırladığım konusu ve aklıma gelen bölük pörçük görüntüler. Filmi seviyo musun diye sorana kesinlikle evet diye cevap veririm ama fark ettim ki aslında pekte bi şey hatırlamıyorum. Tabiri caizse küçükken izlemişim, beğenmiş, sevmişim ama bu film ne der olaylar nasıl gelişir bi haberim. Bende işte tam canımız sıkkın ne izlesek diye düşündüğümüz bi gün aklıma geldi ve küçüklükten kalan "Bi kadın var, iki erkek arasında kalmış işte, onun seçimini anlatıyo, laylaylom." modunda hatırladığım filmi tekrar izledim.




       Film hakkındaki genel bilgilere gelirsek aslında küçüklükten hatırladığım konudan pek uzaklaşmadık, hatta bu olayı azıcık dallanıp budaklandırdık yetişkin düzeyine yaklaştırdık diyebilirim. Bizimsevgili Briget`imiz 32 yaşında, bekar -çoğu kişinin diyebileceği gibi evde kalmış(!)- bir yayın evinde çalışıyo ve hayatı fazlasıyla sıradan olmakla birlikte, aşk hayatından da bi cacık olmicak biri. Ama gelin görün ki bi noel kutlamasında tanıştığı Mark Darcy`nin aşağılanmalarını duyduktan sonra hayatında köklü değişikler yapmaya karar verir. İşe de günlük tutmakla başlar. Günlük tutmak dışında bide zayıflama, sigara bırakma ve hayatının erkeğini bulma kararı alır ki sigarada ve zayıflamada çuvallasa da hayatının erkeğini bulma mevzusunda ortalık karıştı desek yeridir. Çünkü ofiste patronu olan adamı, yani Daniel Cleaver`ı bildiğiniz ayarttı. Ayırttı dememin sebebi o minicik eteği, göğüs dekoltesiyle ortalıkta gezinmesinden değil; o salak yürüyüşüyle bunları yapmasından dolayı. O yürüyüşe öyle taktım ki, karaktere bariz bi sinir olma söz konusu oldu. O nasıl bi yürüyüş ama bacakları açmış arasından köprü geçer. Bide sanki ayakları düz tutamıyo, sağa mı sola mı kaçsa bilememiş gibi “V” şeklinde atması yok mu delirtti resmen. İşin inanılmaz olan tarafı o yürüyüşe rağmen adamla flörtleşmesi işe yaradı ve adamı tavladı. Bu tavlama seanslarında da Mark Darcy`le karşılaştı ve Mark o soğuk tavrıyla kızı deli etmekten de geri durmadı.




      Briget herşey yoluna girdi bak Daniel`lede tatile çıktık derken gitti otelde Mark`la karşılaştı ve üzerine bide Daniel Briget`i yüz üstü bırakıp gitti. Bahane tabiki her erkeğin sığındığı gibi işti. Zavallı Briget`in  “Rahipler ve Faişeler” partisi için giydiği tavşan kız kostümü çocukluktan hafızama yerleşen karelerden biridir. Bundan sonra olaylar hızla akıp gitti. Daniel boynuzladı, Briget iş değiştirip Tv`de çalışmaya başladı ve meşhur itfaiye direğinden inerken popo görünme sahnesi. Küçüklükten aklımda kalan bi sahne daha-bende nasıl hafıza varsa cımbızla çekmiş o sahneleri hatırlıyorum-. Briget`in imdadına tabki de Mark yetişir taaa ki Daniel ortaya çıkıp onların ilişkisinin içine edene kadar. Ama izlemediyseniz söylüyorum sonu mutlu bitti. Son sahnesi filmin en sevdiğim sahnesiydi diyebilirim(kızın donuyla sokakta koşuşturması mı, dicekseniz evet o).



   Kızın o yürüyüşüne rağmen seviyorum. Galiba günümüz kadının tipik örneklerinden olduğu için olabilir. 32 yaşına gelmişse çoktan evlenmiş olmalı, evlenmediyse evde kalmış. Sanki sevgili koca bulmak kolay pazardan seçiyomuşuz gibi bide kadın milletini suçlamaları yok mu? Neden evlenmedin, neden sevgilin yok? Abi sıraya girdilerde hepsi düzgün de biz mi istemedik. Gerçi şu da var mükemmel olsa dönüp ikinci defa bakmayız. Mükemme lerkeğin problemli çocuk taklidi yapması şart. Bakınız Briget ilk tercih en yanlış tercih oldu. Ama zararın nerden dönse kardı orası ayrı. Briget kendine has hareketleri, kendine has patavatsızlığı, kendine has zekasıyla benim gönlümde taht kurdu. E bide konuşurken benim gibi ağzından çıkardıktan sonra düşünmeye başlayınca, hem kendimle ortak bi yan buldum, hemde izlerken ağzımdan çıkanlar yüzünden düştüm trajikomik olayları düşünmeden edemedim.


                                   

     Mark Darcy`den özel olarak bahsetmeden geçemicem. Oyuncu olarak Colin Firth`e bayılıyorum ama bu karakteri ona cuk oturmuş. Aşk ve Gurur dizisini bir veya iki bölüm izlemiştim ve adama orda da bayılmıştım. Adama soğuk, ukala, cool tipler çok yakışıyo yaa. Filmde o soğuk tavrı, ciddiyet içinde sokuşturduğu laflar, ince esprileri beni benden aldı. Yalnız o Soğuk karakterden beklenmicek anne hediyesi kazaklar kahkaha atmama neden olmadı değil.  Adamın bi büyüsü var ve insanı kendine kaptırıyor. E bide normalde de böyle heriflere ilgi duymam karaktere bayılmama etki etmiş olabilir de. Ama düşündüm de Daniel karakteri de kesinlikle hoşlandığım tip ve görüldüğü üzere kadın türünün en çok ilgisini çeken iki erkek tipini alıp filme koymuşlar. Eee insan izlerken aa bu şu bu bu ah be Briget bu hareket aynı ben demden edemiyo.



                                     

    İkinci filmi de hemen sıcağı sıcağına izledim ve açıkçası hayal kırıklığına uğradım. Keşke öyle bıraksalarmış da biraz daha para peşinde koşmasalarmış. İkinci filmi belkide ilk defa izlediğimden de olabilir bilemem ama bildiğim bi şey varsa sevemedim ısınamadım. Kötü demek haksızlık olur ama yok yani birincinin yanından geçimiyo. Bu oyuncuların özellikle Colin Firth ve Hugh Grant`ın başarılı oyunculuklarını sergilemeye devam etmelerine engel olmamış ama senaryo saçmalamış be. İlk filmdeki Briget`i burda bence fazla filim vari yapmış. İlk filmde daha bizden olan karakter ikincisinde farklı bi uzay sistemine ait gibi yada bana öyle geldi. Gerçi bu ödül olayında da kendini bellide etmiş. İlk filmle RenéeZellweger Oscar`ı çantasına atmış ki film için aldığı o kadar kilodan sonra –kilo vermek ne kadar zor herkes biliyo heralde-kesinlikle hak etmiş, Colin Firth ise aday olmuş..





  BrigetJones`u izlemeyen kaldı mı bilmiyorum ama okumayan biri var o da ben. BrigetJones karakterini hayatlarımıza kazandıran yazar Helen Fielding`dir. Sıradan bi karakter gibi görünmesine rağmen gerek o gerekse diğer karakterlerde garipler mevcut. Hepsi ayrı bi kafanın güzelliğini yaşıyo. İkinciyi izlemediyseniz birinciden sonra büyü bozulmasın diye bence izlemeyin ama merak ediyorum diyosanız yapıcak bişey yok iyi seyirler.