SANA SOYUNDUM

/
6 Yorumlar

       Sana Soyundum`u almaya  topuklarım totoma vura vura koştum desem yeridir. Kitabı cok merak etmiştim ki, E.L. James sağ olsun bu türdeki kitapları patlattı da, yayın evleri ekmek, su gibi basmaya başladı. Kitabı alır almaz başladım ama o kadar çok bölündüm ki-anneme temizlikte yardım et, şu arkadaşın derdini dinle falan derken uhuu- 3 günün sonunda bitirdim. Bu kadar uzun sürmesi kesinlikle kitaptan değil benim çevresel faktörlerimden sürdü. Yoksa kitabı elinize alınca bırakmadan okumak istiyorsunuz, zaman iki saati iki dakikaya indirgiyor.


      Kitabın konusu aslında temelde oldukça basit; sonunda birbiri için doğru olan bir kadın ve erkek karşılaşır, aşık olurlar. Tabi bu benim dediğim gibi laylaylom olmuyor. Baş kahramanlarımız dünyanın en zenginleri listesinde yirmi beşinci mi yirmi altıncı mı ne –anlayacağınız ultra zengin-Gideon Cross ve Crossfire şirketinde işi başlayan Eva Tramell. Eva`yı  öyle allayıp pullamadığıma bakmayın kendisi de zengin koca avcısı annesi sayesinde epey bi zengin. Kız kendi ayakları üstünde durmak konusunda inatçı olduğu için arayıp kendine iş bulup, üzerine bide Gideon`unu kapıyor.




     Kıza amma yüklendim ama bu tamamen kıskançlıktan. Çünkü adam muhteşem, hatta ötesi. Kızının peşine onu ilk gördüğü an itibariyle düşüyor ve ilişkileri sırasında bile zavallım kovalamak zorunda kalıyor. Adam kesinlikle çok açık sözlü ve arsız –en sevdiğim huyu- diyebiliriz. Kızla bi iki kez karşılaşmış olmasına rağmen tutup “seni düzmek istiyorum , Eva” derse  kızı da bizi de hayretler içinde bırakıp, kızdırıp, arsız deyip bide üzerine sinsi sinsi güldürür. Eva`nın ağzından dinlediğimiz hikayelerinde kız zaten adamı deli gibi istiyor ama adamda sözleriyle kendi durumunu açıkça belirtiyor.


      Gel gelelim can alıcı noktalara. Kitabın başında Eva bucak bucak kaçıyor ama kız da haklı geçmişinde gerçekten büyük acılar çekmiş ve içgüdüsel olarak kendini korumak istiyor. Karşısına çıkan bu adamda ayaklı tehlike olunca kız ne yapsın. Tehlike demişken adamın lakabı Bay Gizemli ve Tehlikeli diyeyim siz anlayın. Adam uzun, ince, kaslı, mavi gözlü, siyah saçlı, yirmi sekiz yaşında, zeki, kültürlü, seksi, sahiplenici ve bi bu kadarının üzerine ultra zengin olunca Eva`da sonunda teslim oluyor. Gerçi kız annesinden dolayı zengin koca takıntısına sinir oluyor–anasına bi torba laf ediyor, ama  iş Gideon`a gelince aşkın gözü kör diyor  ya neyse. Kızımızda bi torba özelliğe sahip –sarışın, gri gözlü, seksi-  ki buda aralarındaki inanılmaz çekimi destekliyor. 


      Kız ilişkiyi kabul ettikten sonra ben bunları ayrı göremedim desem yeridir. Aralarındaki çekim o karda güçlü ki ellerini beş dakika kendilerine saklayamıyorlar ama bu geçmişte yaşadıkları acılara merhem mi oluyor, kaşıyor mu ne onlar ne biz karar verebiliyoruz. Burada Gideon`da Eva`da benzer bi geçmişe sahip. Kitapta kız adam zarar görmesin, neyle karşı karşıya kalacağın bilsin diye eteğindeki taşları döküyor ama yok, Gideon kendi taşlarını saklamakta feci halde kararlı. Tüm kitap ufacık bi ipucu için ben de Eva`da kıvrandı, bin türlü şey düşündük. İkinci kitabı yarıladım ama orada da hala bişey yok.



      Karakterlere gelirsek sonunda güçlü bi kadın dedim. Sürekli ezik, cinsellikten bi haber kadın karakter görmekten sıkılmıştım doğrusu. Taş devrinde mi yaşıyoruz hiç mi okumuyor görmüyor bunlar derken sonunda işin ehli biri çıktı. Eva çok acı çekmiş ama kabuğuna çekilip süklüm püklüm durmak yerine mücadele etmiş savaşmış. Köşesinde ağlayıp zırlayacağına çıkmış ortalığı ki daha çok kendini dağıtmış hırpalamış kendi tabiriyle serserilik yapmış. Yaşadıklarından sonra hala ayakta kalması bile mucizeyken o hayata sıkıca tutunmuş.Hatun bi de deli gibi kıskanç ve olduğunu belli etmeyeyim diye uğraşmıyor açık açık söylüyor. İlişkide her şeyin karşılıklı olmasını-doğru olanı da bence bu- bekliyor. O onunsa o da onun, o yapamıyorsa o da yapamaz. Bildiğin göze göz dişe diş. Ne istediğini biliyor  kendini tanıyor. Adama deli divane, ondan vazgeçmiyor, terk edilecek diye deli gibi korkuyor falan ama o ikide birde Gideon`dan kaçması yok mu beni delirtti. Sürekli firarlarda. Hem adam gitmesin istiyor  hem de topuklayıp duruyor. Bi dur bi dinle yok. Kız da haklı kendini korumaya çalışıyor da adamı da bi düşünse.


     Gideon`sa zavallım kitabın başından sonuna kızı bildiğiniz kovalıyor. Kızı kaybetmek şu hayatta istediği son şeyken bunu bi kıza anlatamıyor ki aslında o da beni terk eder korkularından muzdarip Kız için yapmadığı şey kalmıyor ama bizimki öküz anlamıyor.  Adam dışarıdan çok sert görünürken yavaş yavaş karakteri ortaya çıkıyor. İlk karşılaştığımız adamla sonradan gördüklerimiz arsında ciddi anlamda farklar var. Bi kere kıza hayır diyemiyor,  üzmemek için çabalıyor kendini parçalıyor resmen. Ona sahip olmak için elinden geleni ardına koymuyor herkesle kendisiyle bile savaşıyor. Adamın sahiplenici olduğunu söylememe gerek yok herhalde. Hem zengin hem sahiplenici olunca da her adımı takip etme olayları gerip kıskançlıklar da mevcut oluyor. Ama yok kızı kimseler görmesin dünya bilmesin huyu yok hatta basına kendi servis ediyo. Kız üzülmesin diye psikologa gitmeyi bile kabul ediyor  Hatta kızın biseksüel ev arkadaşı Cary`e bile katlanıyor. Cary seksi, yakışıklı, kızın en iyi arkadaşı, kıza göre çok iyi ama ben pek sevemedim. Kitabın başında az çok sevdiysem de sağ olsun kendisi hal ve hareketleriyle buna son verdi. Hissediyorum bu Cary`den bi pislik çıkacak ama neyse.


     Kitabı sıkılmadan okudum ama ikide bir kavga edip barışmaları beni kanser etti. Kitabın başından sonuna ne zaman kavga etseler birbirlerinin üzerine zıpladılar. Sevişmek için her bahaneyi kulandırlar. Sorunları çözme yada erteleme yolu diyebiliriz.  Kitabın başında sonunda hafif itaatkar-hakim göndermesi yapılsa da Eva bu duruma sürekli karşı çıktı. Ama kesinlikle kitap artı on sekizlik. Çeviri bence harikaydı. Dili çok çok güzeldi ve akıp gidiyordu. Eğer on sekizden büyükseniz alıp hemen okuyun derim; ama küçükseniz elinizi kitaptan uzak tutun.




      Dayanamayıp hayalimde ki Gideon ve Eva`yı söylüyorum. Gideon için aklımda ilk beliren isim Henry Cavill, Eva için ise Amber Heard.

Dinlediğim şarkıysa…..








Benzer Yazılar

6 yorum:

  1. tatlım üçüncü kitabı iki gün önce bitirdim beklentileri karşılayabilecek güzellikte yazılmış fakat bazı yerlerde grinin elli tonuna benzetmedim değil

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. en kısa zamanda üçü alıp okumayı planlıyorum. ayakta uyuyorum bu ara üçüncü kitabın çıktığını fark edeli bi kaç gün ancak oldu. ikinci kitabın sonundan sonra deli gibi merak ediyorum ne olup biticek diye. elli ton etkisi edebiyattan uzun süre silinmez gibime geliyo =)

      Sil
  2. Yorumun için teşekkür ederim

    İlk kitabı yeni bitirdim ve çok beğendim, Fifty Shades ile fazlaca benziyor diyorlardı ama ben aşırı bir benzerlik göremedim örneğin ilk kitapta bdsm yoktu diğer iki kitapta ne durumdalar onu bilmiyorum ikinciye yeni başladım : ) gerçi maşallah ilk kitapta Bdsm yi aratmayan sahneler bolca mevcuttu : )

    Gideon’ın korumacı tavırlarını sevdim , kızın hayatındaki herkesi araştırmasını, attığı her adımdan haberdar olmasını sevdim, özelikle Eva geçmişini anlatırken Gideon’ın sergilediği tavırlar beni etkiledi, çünkü ne cevap vereceğini bende kestirememiştim açıkası .

    Gideon’ ın fazlaca dobra konuşmaları beni rahatsız etmedi özellikle ilk baş başa kaldıkları anda asansörün önünde söylediği “ biriyle ilişkin varmı Eva , çünkü seni dü.mek istiyorum cümlesi çok güldürdü beni : ))

    Gideon’ın geçmişinde de taciz yada tecavüz olayı var sanırım detayları merak ediyorum açıkçası, Eva çok bayıldığım bir karakter olmadı ama bazı yerlerde sergilediği tavırlar hoşuma gitti, özellikle Gideon’ın gördüğü rüya sırasında kıza tecavüz etmeye kalkışması karşısında Eva doğru olan hareketi yaptı onu bırakmayarak , geçmişin acı tecrübeleri burada devreye girdi sanırım ..

    Umarım diğer iki kitapta ilki kadar güzeldir, bu şekilde Fifty’den sonra ikinci harika bir seriye sahip olurum : )

    Bendeki sıralama şimdilik Christian, Gideon, Sebastian olarak devam ediyor : ))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yorumların için çok teşekkürler... Ben bu Gideon`a fena hallde aşığım. Bu adam seni çok daha şaşırtacak, azıcık ürkütecek ama kesinlikle daha çok kendine aşık edecek. Burda ikisinin de geçmişte yaşadıkları kötü olaylardan dolayı olsa birbirlerini daha iyi anlıyolar.Kadın karakteriyse şaşırtıcı derecede çok sevdim. Genelde kıskançlıktan kadın karakterlere garezim vardır ama bu kız ayaklarının üzerinde durmasını gerçekten biliyor.Kütüphaneci`yide hemen okuyup Sebastian ile tanışmak için sabırsızlanıyorum =)

      Sil
  3. yanıtlarımı okuduğun için asıl ben teşekkür ederim :)

    blogunu dolaştıkça izlediğimiz bazı filmler yada okuduğumuz ortak kitaplara denk geldikçe naçizane bir iki cümle karalarım altlarına :))


    Christian ve Gideon' dan sonra Sebastian umarım sende hayal kırıklığı yaratmaz :)) ama kütüphanende bulunması gerektiğini düşünüyorum .

    Not: Sen okudukların yada izlediklerin hakkında yorumlarını yapmayı ihmal etme , merak etme duvara karalama yazıyor değilsin ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumların İçin çok teşekkürler =) Minnettarım =) Ortak beğenilerimiz oldukça fazla. Ben şimdiden Sebastian`ı seveceğime inanıyorum=)

      Sil